Thursday, January 30, 2014

“Yakından Sanat” programının bu haftaki konukları: Umay Yılmaz Kutay ve Erol Kutay

http://duyuru.neu.edu.tr/?p=66017

Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Uğurcan Akyüz’ün; Yakın Doğu TV Stüdyolarında hazırlayıp sunduğu YAKINDAN SANAT programının bu haftaki konukları Umay Yılmaz Kutay ile Erol Kutay'dı. Daha önce Emin Çizenel, Anber Onar, Hikmet Uluçam, Mustafa Hastürk, Yücel Yazgın, Erdal Aygenç, Hakan Çakmak, Özge Ertanın, Nilgün Güney’ın ağırlandığı programa; Gazi Üniversitesinden “Yalnız Ada: Kıbrıs” belgeselinin ilk gösterimi için gelen ekip de misafir olmuştu. 

Yakın Doğu Üniversitesi Lefkoşa Kıbrıs (Near East University Nicosia Cyprus) Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, çekimleri Yakın Doğu TV stüdyolarında gerçekleştirilen program aynı zamanda uydu kanallarında da yayınlanacak.  

Program yapımcısı Prof.Dr. Uğurcan Akyüz; “Umay ve Erol bizim mezunlarımızdan, ikisi de tekrar Yakın Doğu Üniversitesinin çatısı altındalar. İkisi de grafik tasarım yapıyor. Umay, YDÜ Uluslararası Ofiste çalışıyor; Erol, ise Yakın Doğu Bank’ın kurumsal tasarımlarını yapıyor.  Başarılı öğrencilik yıllarının ardından piyasada kazandıkları deneyim onları güçlendirmiş, yapabilirlikleri daha da gelişmiş.  Öğrencilikleri sırasında Fakültemizde gerçekleştirdiğimiz etkinliklerin yararını görüyorlar.  Bugün konuk olmalarının önemli nedeni o. Kitschen Güncel Sanat İnisiyatifi tarafından teması belirlenen ve Ankara’da açılan sergi: müphem, sarhoş, köpek!  Umay ile Erol sergiye KKTC’den davet ediliyorlar. Elbette biz de bu durumdan keyif aldık.  Programımızda, mezuniyet sonrası yaptıklarını konuştuk. Biraz, iş, biraz evlilik ve dolu dolu sanat konuştuk kendileriyle. Yolları açık olsun” dedi.

Umay Yılmaz Kutay, “hocamızın böyle bir program yapmasından onur duyduk, sanatın ve tasarımcının her zaman desteğe ihtiyacı vardır. Biz de bazı zorluklar çektik ama sonunda başarılı olduk. Fakültemizde aldığımız eğitim ve yürütülen programlar yanı sıra etkinliklerin ne kadar yararlı olduklarını da gördük. Donanımımızla pek çok etkinlik gerçekleştirdik ve davetler alıyoruz.  Sanatın neresinde olduğumuzu görüyoruz.  Aktif tutmaya çalıştığımız sanat hayatımızda nelerle uğraştığımızdan, yeni projelerimizden de bahsettik programda” dedi.

Erol Kutay ise; “öncelikle hocamızın bizi programına davet etmesinden çok mutlu olduk. Keyifli bir sohbet oldu. Ancak; Üniversitenin mezunlarına iş olanakları sağlaması açısından önemli bir örnek oluşturduğumuzu düşünüyorum. Mezuniyet sonrası grafik tasarım yapmaya devam ettiğim için de çok şanslıyım. Oluşturduğumuz sanatsal değerler nedeniyle; ulusal ve uluslar arası sanat etkinliklerine davet ediliyoruz.  Bunları konuştuk kısaca.  Bu fırsatı bize verdiği için hocamıza çok teşekkür ederiz” dedi.

Not: haber için Gökhan Okur'a teşekkür ederim. UA.

Sunday, January 26, 2014

Akademi, kriter, insan

Uğurcan Akyüz
Kıbrıs Postası, YAKINDAN SANAT köşe yazısı no:11
26 Ocak 2014, Pazar, Lefkoşa

Köşemdeki unvanımdan görüleceği üzere ben bir akademisyenim. Yazılarımı bir şekilde akademi ile ilintilendirmem de bundandır. Aynı zamanda işkoliğim de. YDU TV’de bir program ve bu gazete köşesi de çalışma alanıma ilişkin taşıdığım sorumluluklar nedeniyle doğdu.  Toplamında, makam ve unvan itibari ile kıyaslandığımda farklılıklar fazlasıyla kendini göstermekte. Benzer ya da alansal ayrışma ile -artık alçakgönüllülük göstermeden- birileriyle tartıya çıkmak da sorunum değil.  Tartı; eş-dost-akraba kriter birimleriyle çalıştığı için buralarda, pek çok sosyal içerikle birlikte kullanılan “…miş gibi” bir yaşam alanında değer üretmek, benim gibiler için “enayilik” olarak değerlendirilebilir. Ki o da değerlendirene iadem olur.

Beklentilerinizde ısrar etmek, durumu felakete dönüştürür; çünkü hayal kırıklıklarınız Alagadi sahillerinde bir metre karelik kum havuzundaki kum tanesinden daha çok olacaktır.  Hayal kırıklıklarınızın, en küçük bir önemi yoktur. Çünkü kimin nasıl üfürülmeye çalışıldığını izlediğinizde kimlerin nasıl üfürüldükleri sonucuna ulaşmanız kolaydır. O kimilerin “…miş gibi” koltukta mis gibi oturmak varken ikiyüzlülük yaftası boyunlarında sallanır olmuş ne fark eder.  Aynaya bakmazlar olur biter.  Ben baktığımda işimi ve hayallerimi görüyorum!

Akademiye dönelim, ama hangi toplumda? Yaşadığımız yüzyılda hala iktidarda kalabilmek adına; siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda sorunlarını başkalarına ihale etmişlerin kucağındaki akademiye dönebiliriz ancak. İdeal olan veya evrensel kriterlerle yürütülen eğitim sisteminin gerekliliğine inanıyor görünüp de “ama ne yapalım burası böyle” oportunizmi ile yaşayabilmeyi kendilerine yakıştıran bir kısım insanların toplandığı akademi, sözünü ettiğim. 

Sokağa inip durumu özetlersek; “…miş gibi” akademi, “…miş gibi” akademik değerler, mis gibi hayat.  Sokağın durumundan vaziyet çıkarınca sonuç bu. Pire için yorgan örneğini gigsi için tarlayı yakmaya devşirebiliriz!

O zaman ne yapmalı? Aferin sana çok iyisin, hatta kıyaslanamazsın, git balık tut Karpaz’da mi demeli kendime, yoksa veya hala teneke kupa mı bekleyelim usanmadan?  Evet, büyük harflerle yazmalı HANGİSİ ? 

Cevabın peşinde; sabahın bu ilk saatlerinde balkondan dışarıya doğru baktığımda Lefkoşa’nın üstünü sis kaplamış, çizgisi belirsiz ufka doğru yer yer binalar görünüyor ve antenler… Aslında romantik diye sınıflandırılabilecek bir manzara karşımdaki…  Romantik ve manzara kelimelerinin ardından hemen sanat geliyor insanın aklına “güzel” ile var olmaya başlayan, “şaheser”  ile de doruğa ulaşan sanat. O da bu toz dumanın arasında kimin umurunda: benim! Sanatın onlarca tanımı arasından, “duygu ve düşüncelerimizi olduğu kadar, değişik nesneleri de belli bir estetik anlayışa göre, farklı biçimlerde bir araya getirme ve sunma eylemidir” ifadesi oldukça işe yarar bir kriter görünümünde bu sabah. 

Soru şu: hangi insan, hangi kriter, hangi akademi?